
MEHMETCİĞE DERİN SAYGI
23 Nisan 1915 günü Conkbayırında Türkler ve Birleşik Kuvvetler arasında korkunç siper savaşları oluyor. Siperler arasında 8-10 m. mesafe var. Süngü hucumundan sonra savaşa ara verildi. Askerler siperlerine çekildi. Yaralılar ve ölüler toplanıyor. İki siper arasında açıkta ağır yaralı ve bir bacağı kopmak üzere olan İngiliz Yüzbaşı avazı çıktığı kadar bağırıyor, ağlıyor, kurtarın diye yalvarıyordu. Ancak hiçbir siperden kimse çıkıp yardım edemiyor. Çünkü en küçük bir kıpırdanışta yüzlerce kurşun yağıyordu. Bu sırada akıl almaz bir olay oldu. Türk siperlerinden beyaz bir iç çamaşırı sallandı. Arkasından arslan yapılı bir Türk askeri silahsız siperden çıktı. Hepimiz donup kaldık. Kimse nefes alamıyor, ona bakıyorduk. Asker yavaş adımlarla yürüyor siperdekiler kendisine nişan almış bekliyordu. Asker yaralı İngiliz subayını okşar gibi yerden kucakladı, kolunu omuzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı. Yaralıyı usulca yere bırakıp geldiği gibi kendi siperlerine döndü. Teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu. Dünyanın en yürekli ve kahraman askeri Mehmetciğe derin sevgi ve saygılar.
Üsteğmen Cosey
_________&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&__________
Çanakkale’den mektup var…
Bugün
size, 18 Mayıs
1331 tarihini taşıyan
bir
mektuptan
söz edeceğim.
Çanakkale Savaşları
sırasında
yaralanan
bir subay tarafından
kaleme alınmış,
ancak
şehit
olduktan sonra ancak ailesine
gönderilebilmiştir.
Mektup
şöyle
başlıyor:
“Sebeb-i
hayatım,
feyz-ü refikim, sevgili babacığım
ve
valideciğim.
Arıburnu’nda
ilk girdiğim
muharebede sağ
yanımdan
kurşun
geçti. Hamdolsun kurtuldum. Fakat bundan sonra
gireceğim
muharebelerden kurtulacağıma
ümidim
olmadığından,
bir hatıra
olmak üzere, şu
mektubu
yazıyorum.
Şimdiye
kadar milletimin bana verdiklerini bugün hak
etmek
zamanıdır.
Mukaddes vatanî vazifemi ifaya cehd
ediyorum.
Şehadet
rütbesine suud edersem, (ulaşırsam)
Cenab-ı
Hakk’ın
sevgili bir kulu olduğuma
inanacağım.
Sevgili
babacığım
ve valideciğim...
Gözbebeğim
olan
zevcem
(eşim)
Münevver ve Allah emaneti oğlum
Nezih’ciğimi
evvela Cenab’ı
Hakk’ın,
saniyen sizin
himayenize
tevdi ediyorum. Onlar hakkında
ne mümkünse
lütfen
yapınız.
Oğlumun
talim ve terbiyesi ile siz de
refikamla
(eşimle)
birlikte sa’y ediniz (çabalayınız).
Şehadetimi
duyduğunda
refikam mutlaka çok müteessir
olacaktır.
Teselli ediniz. ‘Mukadderat-ı
İlâhiye
böyle
imiş’
deyiniz.
Sevgili
baba ve valideciğim...
Belki bilmeyerek size
karşı
kusur işlemiş
olabilirim. Beni affediniz. Lütfen
hakkınızı
helâl ederek ruhumu şâd
ediniz. Bana,
vatanın,
uğruna
ölünecek mukaddes bir değer
olduğunu
öğrettiğiniz
için teşekkür
ederim. Fatihalarınız
kabrimi
nurlandıracaktır.
Sevgili
hemşirem
(kız
kardeşim)
Lütfiyeciğim...
Bilirsin
seni pek severim. Buna rağmen
belki sana
karşı
da kusur ettiğim
olmuştur.
Beni affet. Hakkını
helâl
et. Ruhumu şâd
et. Yengen Münevver Hanım’la
yeğenin
Nezih’e sen de yardımcı
ol. Hepinizi Cenab-ı
Hakk’ın
lütuf ve himayesine tevdi ediyorum
(bırakıyorum).
Ey
akraba ve ehibbâ (ahbaplar) ve eviddâ!..
Cümlenize
elveda! Cümleniz hakkınızı
helâl ediniz.
Benim
tarafımdan
hakkım
cümlenize helâl olsun.
Ebediyen
Allahaısmarladık.
Sevgili
babacığım
ve valideciğim.
Sakın
üzülmeyiniz.
Şehid
babası,
şehid
anası
olduğunuz
için şükrediniz.
Elveda...
Oğlunuz:
Mehmed Tevfik.”
Bölük
Komutanı
Mehmed Tevfik Efendi,
bu mektubu fırsat
bulup
ailesine gönderemedi. Çünkü yarası
iyileşir
iyileşmez
tekrar cepheye, iman ve vatan savunmasına
koşmuş,
mektubunu postalayacak kadar boş
vakit
bulamamıştı.
Mektup,
ailesine gönderilen eşyalarının
arasından
çıktı.
Şehit
kanına
bulanmıştı.
•
Size
şimdi
Anzak askerlerinden 4/165 künyeli istihkâm
eri
Frederik Rişard’ın
hatıralarından
birini
aktaracağım.
Frederik Rişard
şöyle
bir hatırasını
naklediyor:
“12 Ağustos
1915 günü taarruza kalktık.
163.
tümenimiz her bakımdan
üstün dövüşürken,
çok
garip
bir şey
oldu. Berrak gökyüzünde birden somun
ekmeği
biçiminde altı
veya sekiz beyaz bulut belirdi.
Rüzgâr
olmasına
rağmen,
bulutlar, 60 rakımlı
tepenin
üstünde
hareketsiz duruyordu.
Bulut
kümesinin tam altına
gelen yerde, toprağa
yakın
bir
bulut daha belirdi. Yaklaşık
250 metre
uzunluğunda,
65 metre yüksekliğinde
idi. Oldukça yoğun
görünüyordu.
Katı
bir madde gibiydi. İngiliz
birliklerinin
sadece 100 metre kadar uzağında
bulunuyordu.
O
sırada
4. Norfolk Taburumuz 60 rakımlı
tepeye doğru
hücuma
kalkmıştı.
Tepenin Türklerden alınması
an
meselesiydi.
Bizimkiler doğruca
bulutun içine
girdiler.
Son erine kadar görüyordum. Nihayet hepsi
bulutun
içinde kayboldu. Hepsi gözümden silinince,
bulut,
sanki yükünü almış
gibi ağır
ağır
yükselmeye
başladı.
Diğer
bulutlarla birleşti
ve kuzeye doğru
uzaklaştı.
Bir daha 4. Norfolk Taburu’ndan hiç kimse
haber
alamadı.
Tek bir eri ya da subayı
geri dönmedi.
Sır
oldular.”
Âl-i
İmran
Sûresi, 123. âyetindeki vaadi şimdi
hatırlamanın
tam sırası:
“Şayet
sabreder, Allah’tan korkarsanız
ve
düşmanlarınız
da hemen o anda üzerinize gelirse,
Rabbiniz,
işaretlenmiş
beş
bin melekle size yardım
eder.”
Yardımın
ilk şartı,
“sabretmek”, ikincisi ise
“Allah’tan
korkmak”. Yani “iyi insan” ve “iyi Müslüman
olmak...”
Demek ki onlar iyi insanlardı,
iyi
Müslümanlardı:
Düşmanla
karşı
karşıya
dövüşürken
bile
Kur’an
okuyor, bombardıman
altında
namaz kılıyor,
yiyeceklerini
esirleriyle paylaşıyorlardı.
İmkânsızlıklara
tıkanıp
kalmıyor,
mevcut tüm imkânları
kullandıktan
sonra, Allah’a dua ile iltica
ediyorlardı.
Bugün de aynı
duygu ve düşüncelerle
mukaddeslerimizi
savunursak, Allah’ın
rahmeti tecelli
edecektir.
İşte
o zaman, tüm şer
odaklarının
oyunu
bozulacak,
varlık
mücadelemiz asgarisinden ruh
planında
zafere dönüşecektir.
Önce zaferi hak etmek
lâzım.
Saygılarımla Rahmana emanet olunuz....www.medine.org
DUR YOLCU
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak,bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklal uğruna, namus yolunda,
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele
Son vatan parçası geçerken ele
Mehmet'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını kattığı yerdir.
Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir
__________________________________