
BAŞKASINI
Bir göz ki görmüş O´nu o görmez başkasını.
Bir can ki duymuş O´nu, o sevmez başkasını.
Yanıp yakılan insan, bir kaç kere bir anda;
Sinesi kebap olan, istemez başkasını.
Aşktır gönül üstadı, döver ruhu havanda,
Bekleyip bulmuş ruhlar beklemez başkasını.
Gönül tahtların tahtı, Süleymanı muhabbet
Muhabbete yol bulan, aramaz başkasını.
Her isi başka cevir bu masuk u pür hiddet,
O´nda varlığa eren, var saymaz başkasını.
Biz O Saha kul olduk, kulluğu cihan değer,
Kullukta fahir bulduk, bilmeyiz baskasini.
Bulduk en bulunmazı, esi olmayan canan,
Güzelliği nümayan, görmeyiz başkasını.
M. Fethullah Gülen

Yiğit
bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra
arkadan kefenini gömleğini soydular
aman kalkar deyip üstüne taşlar koydular
bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra
yiğidim hele anlatıver olup biteni
sen dertli vatan dertli oturup ağlayalım
ağlayıp sinelerimizi dağlayalım
yiğidim hele anlatıver olup biteni
ses ver yiğidim ses ver yoksa beni duymuyormusun
asırlar varki hep hayalinle oynaşıyorum
kalkıp geleceğin ümidiyle yaşıyorum
ses ver yiğidim ses ver yoksa beni duymuyormusun
sırtımda ardan bir gömlek yılların vebali
ümitle ışıldayan gönlüm seni bekliyor
kah göklerde uçup kah yerlerde emekliyorum
sırtımda ardan bir gömlek yılların vebali
her tarafta harab eller baykuşlara bayram
köprüler yıkılmış ve yollar yolcusuz
gelip uğrayanı kalmamış çeşmeler susuz
her tarafta harab eller baykuşlara bayram
iradelerde çatırtı ruhlarda müthiş şok
tarihi yağmaladı bir düzine talihsiz
değerler altüst oldu mukaddesat sahipsiz
iradelerde çatırtı ruhlarda müthiş şok
tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril gel
beyaz atın üzerinde bir sabah erken
gözlerim kapalıruhumda seni süzerken
tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril gel
KIRIK MIZRAP

Yalancı Dünya
Yalancı dünyaya konup göçenler,
Ne söylerler ne bir haber verirler"..
Üzerinde türlü otlar bitenler,
Ne söylerler, ne bir haber verirler!
Kiminin başında biter ağaçlar,
Kiminin başında sararır otlar,
Kimi masum kimi güzel yiğitler
Ne söylerler ne bir haber verirler!
Toprağa gark olmuş nazik tenleri,
Söylemeden kalmış tatlı dilleri,
Gelin duadan unutman bunları,
Ne söylerler ne bir haber verirler
Kimisi dördünde kimi besinde
Kimisinin tacı yoktur başında
Kimi altı kimi yedi yaşında
Ne söylerler ne bir haber verirler
Kimisi bezirgan kimisi hoca,
Ecel şerbetini içmek de güç a.
Kimi ak sakallı kimi pir koca
Ne söylerler ne bir haber verirler!
Yunus der ki gör takdirin isleri,
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler.
Yunus Emre

NAAT
Seccaden kumlandı...
..................................
Devirlerden, diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı!
Mescit mü'min, mimber mü'min...
Taşardı kubbelerden Tekbir,
Dolardı kubbelere 'amin'!
Ve mübarek geceler, dualarımız,
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler ki pırıl pırıl,
Kandillerin yanardı!
Kapına gelenler, ya Muhammed,
-uzaktan, yakından-
mü'min döndüler kapından!
Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,
İki dünyada aziz ümmet,
Muhammed ümmetiydi.
Konsun yine pervazlara
Güvercinler
Hu Hu'lara karışsın
Aminler....
Mübarek aksamdır;
Gelin ey Fatiha'lar, Yasin'ler
Şimdi seni ananlar
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi...
Nerde kaldın ey Nebi?
Günler, ne günlerdi, ya Muhammed;
Çağlar ne çağlardı;
Daha dünyaya gelmeden
Müminlerin vardı...
Ve bir gün, ki gaflet
Çöller kadardı,
Halimenin kucağında
Abdullah'ın yetimi,
Amine'nin emaneti ağlardı!
Hadice'nin koncası,
Aişe'nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği,
Göklerin resulüydün...
Elçi geldin, elçiler gönderdin...
Ruhunu Allah'a elini ümmetine verdin,
Beşiyin, yurdun,yuvan
Mekke'de bunalırsan
Medine'ye göçerdin.
Biz bu dünyadan nereye
Göçelim ya Muhammed?
Yeryüzünde riya, inkar, hiyanet
Altın devrini yaşıyor...
Diller, sayfalar, satırlar
(Ebu leheb öldü) diyorlar;
Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed;
Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!
Neler duydu şu dünyada
Mevlidi'ne hayran kulaklarımız;
Ne adlar ezberledi, ey NEBİ,
Adına alışkın dudaklarımız!
Artık yolunu bilmiyor;
Artık yolunu unuttu
Ayaklarımız !
Kabe'ne siyahlar
Yakışmamıştır, ya Muhammed,
Bugünkü kadar!
Haset, gururla savaşta;
Gurur, Kafdağında derebeyi...
Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği...
İyiliğin türbesine
Türbedar oldu iyi!
Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına.
İyilikler getir, güzellikler getir
Adem oğullarına!
Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi, Taif'tir, kimi Hayber'dir
Fethedemedik ya Muhammed,
Senelerdir !
Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi...
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi...
Günahın kursağında
Haramların peteği !
Bayram yaptı yabanlar;
Semave'yi boşaltıp
Save'yi doldurdular...
Atını hendeklerden-bir atlayışta-
Aşırdı aşıranlar...
Ağlasın Yesrip
Ağlasın Selmanlar!
Gözleri perdeliyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı...
Yere dökülmeyecekti, Ey Nebi,
Yabanların gözünde kalacaktı!
Konsun yine pervazlara
Güvercinler
Hu Hu'lara karışsın
Aminler....
Mübarek aksamdır;
Gelin ey Fatiha'lar, Yasin'ler
Ne oldu, ey bulut,
Gölgelediğin başlar?
Hatırında mı, ey yol,
Bir aziz yolcuyla
Aşarak dağlar taşlar,
Kafile,kafile,kervan kervan
Şimale giden yoldaşlar?
Uçsuz bucaksız çöllerde,
Yine, izler gelenlerin,
Yollar gideceklerindir.
Şu Tekbir getiren mağara,
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir, meleklerindir...
Örümcek ne havada
Ne suda, ne yerdeydi...
Hakkı göremiyenin
Gözlerindeydi !
Şu kuytu, cinlerin mi;
Perilerin yurdu mu?
Şu yuva - ki bilinmez,
Kuşları Hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?
Kuşlarını, bir sabah,
Medine'ye uçurdun mu?
Ey Abva'da yatan ölü,
Bahçende açtı dünyanın
En güzel gülü;
Hatıran, uyusun çöllerin
Ilık kumlarıyla örtülü!
Dinleyene, hala,
Çöller ses verir;
'Yaley!' susar
uğultular gelir
mersiye okur Uhud,
Kaside söyler Bedir.
Sen de bir hac günü,
Başta Muhammed, yanında Ebubekir;
Gidenlerin yüzbin olup dönüşünü
Destan yap, ey şehir!
Ebubekir'de nur, Osman'da nurlar...
Kureyş uluları, karşılarında
Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;
Ali'nin önünde kapılar açılır,
Ali'nin önünde eğilir surlar.
Bedir'de, uhud'da, Hayber'de
Hakkın yiğitleri şehid olurlar...
Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı;
Yerde kalmazdı ruh... kanadlıydı.
Konsun yine pervazlara
Güvercinler
Hu Hu'lara karışsın
Aminler....
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fatiha'lar, Yasin'ler
Vicdanlar , sakat çıkmadan;
Ya Muhammed, yarına;
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel
Adem oğullarına!
Yüreklerden taşsın yine imanlar!
Itri bestelesin Tekbir'ini;
Evliya okusun Kur'an'lar!
Ve Kur'an'ı göznuruyla çoğaltsın
Kayışzade Osman'lar!
Na'tini Gaalip yazsın, Mevlid'ini Süleyman'lar!
Sutunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin Sinan'lar!
Çarpılsın hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!
Gel ey Muhammed bahardır...
Dudaklar ardında saklı
Aminlerimiz vardır!...
Hacdan döner gibi gel;
Miraç'tan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!
Bulutlar kanad, rüzgar kanad,
Hızır kanad, Cibril kanad;
Nisan kanad, bahar kanad;
Ayetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad...
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar!
Çöl gecelerinden, yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilal-i Habeşi sustuysa
Ezanlarını Davud okusun!
Konsun yine pervazlara
Güvercinler
Hu Hu'lara karışsın
Aminler....
Mübarek aksamdır;
Gelin ey Fatiha'lar, Yasin'ler
Arif Nihat ASYA